Rusya’nın İHA İhlalleri: Provokasyon ile Yoklama Arasındaki Sınırın Bulanıklaşması
Russia’s drone incursions into Polish and Romanian airspace exposed NATO’s eastern-flank vulnerabilities, tested alliance procedures and political resolve, and forced a difficult balance between deterrence and escalation control.
In September 2025, the war in Ukraine spilled onto NATO territory when Russian unmanned aerial vehicles (UAVs) violated the airspace of both Poland and Romania. The most serious incident occurred on the night of September 9-10. Between 19 and 23 UAVs coming from Belarus entered Polish airspace. Polish and allied aircraft (F-16s and Dutch F-35s) neutralized some of the UAVs, while others fell in rural areas, damaging homes and vehicles but causing no loss of life. Warsaw described the incident as “a deliberate provocation,” while Moscow argued that the UAVs’ target was Ukraine and that their entry into NATO airspace had been accidental.
Eylül 2025’te Ukrayna’daki savaş, Rusya’ya ait insansız hava araçlarının (İHA) hem Polonya hem de Romanya hava sahalarını ihlal etmesiyle NATO topraklarına taşındı. En ciddi olay 9-10 Eylül gecesi meydana geldi. Belarus’tan gelen 19-23 adet arası İHA, Polonya hava sahasına girdi. Polonya ve müttefik uçakları (F-16’lar ve Hollanda F-35’leri) bazı İHA’ları etkisiz hale getirirken diğerleri ise kırsal bölgelere düşerek evlere ve araçlara zarar verdi ancak herhangi bir can kaybı yaşanmadı. Varşova bu olayı “kasıtlı bir provokasyon” olarak tanımlarken Moskova ise İHA’ların hedefinin Ukrayna olduğunu ve NATO hava sahasına girişin kasıtsız yaşandığını savundu.
In the same period, Romania reported that at least one Russian UAV had briefly entered its airspace near the Black Sea. The Romanian Ministry of Defense characterized the incident as “a reckless act” and scrambled F-16s to monitor the situation, but the UAV caused no damage. Taken together, these incidents meant that, for the first time since the war began in 2022, NATO aircraft had directly shot down Russian UAVs inside alliance airspace.
Aynı dönemde Romanya en az bir Rus İHA’sının Karadeniz yakınlarında kısa süreliğine hava sahasına girdiğini bildirdi. Romanya Savunma Bakanlığı bu olayı “sorumsuzca bir hareket” olarak nitelendirdi ve F-16’ları havalandırarak durumu takip etti ancak İHA herhangi bir zarar vermedi. Bu olaylar bütünüyle değerlendirildiğinde NATO uçaklarının savaşın 2022’de başlamasından bu yana ilk kez Rus İHA’larını doğrudan ittifak hava sahasında düşürmesi anlamına geliyordu.
After the incident, Poland invoked Article 4 of the NATO Treaty, initiating an urgent consultation process among allies. On September 12, Operation Eastern Sentry was launched, reinforcing the Alliance’s eastern flank. Additional fighter aircraft, air defense systems, and rapid-response coordination were deployed to the field. European governments strongly condemned Russia’s actions, while messages from the Trump-led United States were inconsistent. The forceful rhetoric initially used on social media was later balanced by more cautious official statements.
Olayın ardından Polonya, NATO Antlaşması’nın 4. maddesini işleterek müttefikler arasında acil istişare sürecini başlattı. 12 Eylül’de “Doğu Nöbeti Operasyonu” başlatılarak İttifakın doğu kanadı takviye edildi. İlave savaş uçakları, hava savunma sistemleri ve hızlı tepki koordinasyonu sahaya konuşlandırıldı. Avrupa hükümetleri Rusya’nın eylemlerini sert şekilde kınarken Trump yönetimindeki ABD’den gelen mesajlar tutarsızdı. İlk başta sosyal medyada kullanılan güçlü söylemler daha sonra daha temkinli resmi açıklamalarla dengelendi.
Although the Alliance demonstrated its readiness by shooting down the UAVs and strengthening its defenses, questions remain about Washington’s reliability and how far Moscow may be willing to go in testing NATO solidarity. In view of the approaching large-scale Russia-Belarus “Zapad 2025” exercise, the September violations were seen as a warning that further provocations might follow. This forced NATO to strike a delicate balance between deterrence and the prevention of escalation.
İttifak, İHA’ları düşürerek ve savunmayı güçlendirerek hazırlığını göstermiş olsa da Washington’ın güvenilirliği ve Moskova’nın NATO’nun dayanışmasını sınamak için ne kadar ileri gidebileceği konularında soru işaretleri sürüyor. Yaklaşmakta olan geniş çaplı Rusya-Belarus “Zapad 2025” tatbikatı göz önüne alındığında Eylül ihlalleri ilerleyen dönemde daha fazla provokasyonun yaşanabileceğinin bir uyarısı olarak değerlendirildi. Bu durum NATO’yu caydırıcılık ile tırmanmayı önleme arasında hassas bir denge kurmaya zorladı.
Distinguished experts in the field assessed the incident from different angles through detailed analyses and commentary.
Alanında seçkin uzmanlar olayı ayrıntılı analizleri ve yorumları ile farklı açılardan değerlendirdi.
Contributing Experts: Hudson InstituteHazırlayan Uzmanlar Hudson Institute
Was Russia’s use of UAVs in Polish and Romanian airspace a deliberate provocation aimed at testing NATO’s red lines, or was it directed more toward probing the Alliance’s political unity ahead of Zapad 2025? How should we read Moscow’s messages in this context?
Rusya’nın Polonya ve Romanya hava sahalarında İHA kullanımı NATO’nun kırmızı çizgilerini test etmeye yönelik kasıtlı bir provokasyon mu yoksa daha çok Zapad 2025 öncesinde İttifakın siyasi birliğini yoklamaya mı dönük; Moskova’nın bu bağlamdaki mesajlarını nasıl okumalıyız?
The latest incident should be regarded not as a provocation but as a probing operation. International media largely mischaracterized it, yet radar images show that the UAVs entered Polish airspace on linear, preprogrammed routes rather than through deviations caused by electronic warfare. This points to deliberate planning and execution consistent with a coordinated attack package, rather than an accidental border violation.
Son yaşanan olayı provokasyondan ziyade bir yoklama operasyonu (probing) olarak değerlendirmek gerekir. Uluslararası medya bunu çoğunlukla yanlış tanımladı ancak radar görüntüleri, İHA’ların Polonya hava sahasına elektronik harp kaynaklı sapmalardan ziyade doğrusal, önceden programlanmış rotalarla girdiğini ortaya koyuyor. Bu durum kazara bir sınır ihlalinden çok koordineli bir saldırı paketine uygun bilinçli bir planlama ve icrayı gösteriyor.
The purpose of this probing was not to test NATO’s political resilience, since the Alliance has already proved that through its unified response to Russia’s invasion of Ukraine. The operation targeted NATO’s Concept of Employment (CONEMP) and, more broadly, its Concept of Operations (CONOP). Through this incident, Moscow sought to examine how NATO uses its systems under combat conditions, its response times, decision protocols, and capacity for integration among multinational elements.
Bu yoklamanın amacı NATO’nun siyasi dayanıklılığını test etmek değil zira İttifak, Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline karşı verdiği birleşik tepkiyle bunu zaten kanıtladı. Operasyonun hedefi NATO’nun İstihdam Konsepti (CONEMP) ve daha geniş ölçekte Operasyon Konsepti (CONOP) idi. Moskova bu olay üzerinden NATO’nun muharebe koşullarında sistemlerini nasıl kullandığını, tepki sürelerini, karar protokollerini ve çok uluslu unsurlar arasında entegrasyon kabiliyetini incelemeyi amaçladı.
Open-source information and NATO statements confirm that Italian AWACS aircraft, Dutch F-35s and F-16s, German Patriot batteries in Poland, and aerial refueling aircraft played roles in the incident. By observing their responses, Russia may have assessed the following elements:
Açık kaynak bilgileri ve NATO açıklamaları olayda İtalyan AWACS’ları, Hollanda F-35 ve F-16’ları, Polonya’daki Alman Patriot bataryaları ve havadan yakıt ikmali uçaklarının rol aldığını doğruluyor. Rusya bunların tepkilerini gözlemleyerek şu unsurları değerlendirmiş olabilir:
- Aircraft scramble times and procedures under quick reaction alert (QRA)
- Hızlı tepki uyarısı (QRA) kapsamında uçakların havalanma süreleri ve prosedürleri
- The speed and scale of NATO force integration when airspace is violated
- Hava sahası ihlal edildiğinde NATO’nun kuvvet entegrasyonunun hızı ve ölçeği
- AWACS performance in detecting, filtering, and queuing sensor data through data links
- AWACS’ın sensör verilerini tespit, filtre ve veri bağlantıları üzerinden sıralama (queuing) performansı
- The effectiveness of aerial refueling protocols during interception operations
- Müdahale operasyonları sırasında havadan yakıt ikmal protokollerinin etkinliği
- The operational role of Patriot systems: whether they engaged actively or merely provided radar coverage
- Patriot sistemlerinin operasyonel rolü: aktif angajman mı yoksa yalnızca radar kapsaması mı sağladıkları
- The comparative performance of NATO forces in Poland and the Ukrainian Air Force
- Polonya’daki NATO kuvvetleri ile Ukrayna Hava Kuvvetlerinin karşılaştırmalı performansı
In practice, this violation functioned as a real-world stress test. The downing of the UAVs was foreseeable, since Ukraine already demonstrates a high interception success rate. For Russia, however, the true value lay in the cumulative dataset of detailed information on NATO’s timing, procedural protocols, and coordination across platforms. This operational intelligence carries strategic importance especially in the context of the Zapad 2025 exercise, which highlights drone-intensive warfare. The incident in Poland therefore both supplied Russia with operational data and tested NATO’s preparations for drone-saturated warfare on the eastern flank.
Pratikte bu ihlal gerçek şartlarda bir stres testi işlevi gördü. İHA’ların düşürülmesi öngörülebilirdi zira Ukrayna zaten yüksek oranda önleme başarısı gösteriyor. Fakat Rusya için asıl değer NATO’nun zamanlaması, prosedürel protokolleri ve platformlar arası koordinasyonuna dair detaylı verilerden oluşan kümülatif veri setinde yatıyordu. Bu operasyonel istihbarat özellikle İHA yoğun savaş vurgusunu öne çıkaran Zapad 2025 tatbikatı bağlamında stratejik önem taşıyor. Dolayısıyla Polonya’daki olay hem Rusya’ya operasyonel veri sağladı hem de NATO’nun doğu kanadında yoğun İHA kullanımına dayalı savaş hazırlıklarını test etti.
It is important to distinguish this incident from earlier UAV violations in Romania and the Baltic states. Previous cases could reasonably be explained by Ukrainian electronic warfare activity diverting flight paths. The case in Poland, by contrast, was a deliberate attack package that maintained a steady course and clearly revealed both Russia’s intent and its focus on probing NATO’s defense architecture.
Bu olayın Romanya ve Baltık ülkelerindeki önceki İHA ihlallerinden ayrılması önemlidir. Önceki vakalar Ukrayna’nın elektronik harp faaliyetlerinin uçuş rotalarını saptırmasıyla makul biçimde açıklanabiliyordu. Buna karşılık Polonya’daki vaka ise istikrarlı rotasını koruyan bilinçli bir saldırı paketi niteliğindeydi ve Rusya’nın hem niyetini hem de NATO’nun savunma mimarisini yoklama odaklı yaklaşımını açıkça ortaya koydu.
SETASETA
How do the Trump administration’s contradictory messages affect NATO’s collective deterrence posture? Could this damage European allies’ confidence in U.S. security guarantees? In addition, might Washington’s hesitant stance embolden Moscow to test NATO further?
Trump yönetiminin çelişkili mesajları NATO’nun kolektif caydırıcılık duruşunu nasıl etkiliyor? Bu durum Avrupalı müttefiklerinin ABD’nin güvenlik garantilerine olan güvenini zedeleyebilir mi? Ayrıca Washington’ın tereddütlü tutumu Moskova’yı NATO’yu daha fazla test etmeye cesaretlendirebilir mi?
The U.S. response to Russia’s UAV violations against Poland was inadequate and undoubtedly generated further disappointment in Europe. Donald Trump’s post-incident remark, “What’s with Russia violating Poland’s airspace with drones? Here we go!” meant nothing and showed that he had failed to develop a coherent policy toward Moscow. More troubling still was Trump’s later statement that the incident “could have been a mistake.” This statement quite rightly caused serious disappointment in Poland. Poland’s prime minister and foreign minister immediately and clearly emphasized that the incident was not a mistake. The most critical point here is that, regardless of whether the incident was a mistake, the response had to amount to a demonstration of resolve. For such incidents, whether deliberate or not, are in fact tests of resolve. And the signaling of resolve is one of the most important components of deterrence and its credibility.
ABD’nin Rusya’nın Polonya’ya yönelik İHA ihlallerine verdiği tepki yetersizdi ve Avrupa’da kuşkusuz daha fazla hayal kırıklığı meydana getirdi. Donald Trump’ın olay sonrası yaptığı “Rusya’nın Polonya hava sahasını İHA’larla ihlal etmesi de neyin nesi? İşte başlıyoruz!” açıklaması hiçbir anlam ifade etmedi ve onun Moskova’ya karşı uyumlu bir politika geliştiremediğini gösterdi. Daha da kaygı verici olan ise Trump’ın daha sonra bu olayın “bir hata olabileceğini” söylemesi oldu. Bu ifade Polonya’da haklı olarak ciddi bir hayal kırıklığına yol açtı. Polonya başbakanı ve dışişleri bakanı derhal ve net bir şekilde bu olayın hata olmadığını vurguladı. Burada en kritik nokta ise olayın hata olup olmamasından bağımsız olarak verilen cevabın bir kararlılık gösterisi niteliği taşımasıdır. Çünkü bu tür olaylar –kasıtlı ya da değil– aslında kararlılığın test edilmesidir. Ve kararlılık sinyali de caydırıcılığın ve güvenilirliğinin en önemli bileşenlerinden biridir.
It is well known that there is a significant difference between the perspectives of the United States and Europe on the war in Ukraine. Given Ukraine’s steadily diminishing capacity, Russia’s growing manpower and defense-industrial production, and Europe’s long-standing failure to shoulder sufficient burden-sharing within NATO, this difference was understandable. Yet the Trump administration’s weak response risks seriously eroding confidence in American security guarantees. At present, a quiet but widespread disappointment prevails among senior European officials, who are not satisfied with Trump’s handling of the incident. According to reports in the press, a White House official argued that Trump’s only desire was to end this war, and that the war itself was the result of Biden’s incompetence. But statements of this kind after such a critical incident only weaken Trump’s hand, because they show that the United States does not want to confront Russia.
ABD ile Avrupa’nın Ukrayna’daki savaşa yönelik bakış açıları arasında önemli bir fark olduğu biliniyor. Ukrayna’nın giderek azalan kapasitesi, Rusya’nın artan insan gücü ve savunma sanayii üretimi ile Avrupa’nın NATO içinde yıllardır yeterli yük paylaşımını üstlenememesi göz önüne alındığında bu farklılık anlaşılabilir bir durumdu. Ancak Trump yönetiminin zayıf tepkisi Amerikan güvenlik garantilerine duyulan güveni ciddi ölçüde aşındırma riski taşıyor. Şu anda üst düzey Avrupalı yetkililer arasında sessiz ama yaygın bir hayal kırıklığı hakim ve Trump’ın olayı ele alış biçiminden memnun değiller. Basına yansıyan bilgilere göre Beyaz Saray’dan bir yetkili Trump’ın tek isteğinin bu savaşı bitirmek olduğunu, savaşın da Biden’ın beceriksizliğinin bir sonucu olduğunu savundu. Ancak böylesine kritik bir olaydan sonra yapılan bu tür açıklamalar yalnızca ABD’nin Rusya ile yüzleşmek istemediğini gösterdiği için Trump’ın elini zayıflatıyor.
If Trump truly wants to end the war, he should have developed a strong response to such a violation. Moreover, the Trump administration had long praised its bold leadership based on the slogan “peace through strength.” This ambitious policy was applied in European military spending, in the minerals agreement with Ukraine, and in the recent Iran crisis, but when it came to Russia this posture disappeared and proved far from impressive. Current conditions risk seriously eroding NATO’s collective deterrence and confidence in U.S. security guarantees in Europe. More than that, they could significantly encourage Russia to continue such violations. If a single violation turns into a frequently repeated chain of violations, NATO’s deterrence could suffer irreversible damage.
Eğer Trump gerçekten savaşı bitirmek istiyorsa bu tür bir ihlale karşı güçlü bir yanıt geliştirmeliydi. Üstelik Trump yönetimi uzun zamandır “güç yoluyla barış” sloganına dayalı cesur liderliğini övüyordu. Bu iddialı politika Avrupa’daki askeri harcamalarda, Ukrayna ile yapılan maden anlaşmasında ve son İran krizinde uygulandı ancak Rusya söz konusu olduğunda bu tutum kayboldu ve etkileyici olmaktan uzak kaldı. Mevcut koşullar NATO’nun kolektif caydırıcılığını ve Avrupa’da ABD’nin güvenlik garantilerine duyulan güveni ciddi biçimde aşındırma riski taşıyor. Dahası bu durum Rusya’yı bu tür ihlalleri sürdürme konusunda önemli ölçüde cesaretlendirebilir. Tekil bir ihlalin sık tekrarlanan ihlaller zincirine dönüşmesi ise NATO’nun caydırıcılığına geri dönülmez zararlar verebilir.
Hasan Kalyoncu University, SETAHasan Kalyoncu Üniversitesi, SETA
In this incident, in which NATO aircraft directly shot down Russian UAVs for the first time, what scenarios could move the Alliance from Article 4 consultations to the invocation of Article 5? How prepared is NATO for such an escalation? How should rules of engagement be shaped in order to balance deterrence with escalation control? And what diplomatic back channels exist to prevent unintended escalation between NATO and Russia?
NATO uçaklarının ilk kez doğrudan Rus İHA’larını düşürdüğü bu olayda İttifakı 4. madde istişarelerinden 5. maddenin işletilmesine götürecek senaryolar neler olabilir? NATO böyle bir tırmanmaya ne kadar hazırlıklı? Caydırıcılık ile tırmanmayı kontrol arasında denge kurmak için angajman kuralları nasıl şekillenmeli? Ayrıca NATO ile Rusya arasında istenmeyen tırmanmayı önlemek için hangi diplomatik arka kanallar mevcut?
First of all, Russian UAVs were detected first in Poland and then in Romania, and this development should be assessed on two separate planes: political and military.
Öncelikle Rus İHA’ları önce Polonya’da ve ardından Romanya’da tespit edildi ve bu gelişme iki ayrı düzlemde değerlendirilmeli: siyasi ve askeri.
Politically, Russia is sending the European continent, and especially the countries of Eastern Europe, a message with a mocking smile: “I hold the strings.” Together with Belarus, this is a way of implying, “We are very close to you.” Thus NATO and EU members experiencing fluctuations in their relations with the United States are being given a tragicomic warning. Indeed, while messages of solidarity were being issued against the Russian violations, Trump’s criticism of Europe by saying, “You are not fully implementing the oil embargo,” indirectly vindicated Russia. Russia’s airspace violations are therefore testing NATO’s and the EU’s resolve and capacity.
Siyasi açıdan Rusya, Avrupa Kıtası’na –özellikle de Doğu Avrupa ülkelerine– alaycı bir tebessümle “ipler benim elimde” mesajı gönderiyor. Bu, Belarus’la birlikte “Size çok yakınız” imasında bulunmanın bir yolu. Böylelikle ABD ile ilişkilerinde dalgalanmalar yaşayan NATO ve AB üyelerine trajikomik bir uyarı veriliyor. Nitekim Rus ihlallerine karşı dayanışma mesajı verilirken Trump’ın “Petrol ambargosunu tam uygulamıyorsunuz” diyerek Avrupa’yı eleştirmesi dolaylı olarak Rusya’yı haklı çıkarmış oldu. Dolayısıyla Rusya’nın hava sahası ihlalleri NATO ve AB’nin kararlılığını ve kapasitesini sınamaktadır.
The military dimension can be understood from this: the use of $100,000 missiles against $10,000 UAVs, and jets chasing UAVs, lay bare both the cost imbalance and the military character of the incident. From a military standpoint, airspace violations are generally carried out for two purposes: reconnaissance and surveillance.
Askeri boyut ise şuradan anlaşılır: 10 bin dolarlık İHA’lara karşı 100 bin dolarlık füzelerin kullanılması, jetlerin İHA’ların peşine düşmesi olayın maliyet dengesizliğini ve askeri yönünü gözler önüne seriyor. Askeri açıdan hava sahası ihlalleri genellikle iki amaçla yapılır: keşif ve gözetleme.
Within this framework, there are attempts to identify the other side’s deployments and order of battle. For this purpose, tactical UAVs that are generally not detected by radar are used. As is known, the 16 violations in Poland were carried out by UAVs that took off from Belarusian territory and could be seen by Polish radars. The UAVs reflected in the press appear to have been jet-powered, aerodynamically designed for speed, and their payloads on the lower fuselage could not be clearly distinguished.
Bu kapsamda karşı tarafın konuşlanmaları ve muharebe düzenini tespit etme girişimleri söz konusudur. Bunun için de genellikle radar tarafından fark edilmeyen taktiksel İHA’lar kullanılır. Bilindiği üzere Polonya’daki 16 ihlal, Belarus topraklarından havalanan ve Polonya radarlarınca görülebilen İHA’larla yapıldı. Basına yansıyan bu İHA’ların jet motorlu, hız için aerodinamik tasarlanmış olduğu ve alt gövdelerindeki faydalı yükün net seçilemediği görülüyor.
Although technical intelligence reports have not been shared with the public, the Russian UAVs appear to be derivatives of Iranian-made Shahed-type loitering munitions. Also known as “Gerbera,” these UAVs can be used to strike radars or critical facilities by carrying radar seekers and munitions. However, since no finding regarding a payload has been reported, it is assessed that Russia may have used these UAVs mainly to test air defense, command-and-control, and response systems.
Her ne kadar teknik istihbarat raporları kamuoyuyla paylaşılmamış olsa da Rus İHA’larının İran yapımı Şahid tipi dolanan mühimmatların (loitering munitions) türevleri olduğu anlaşılıyor. “Gerbera” olarak da bilinen bu İHA’lar radar arayıcı başlık ve mühimmat taşıyarak radarları veya kritik tesisleri vurmak için kullanılabilir. Ancak faydalı yüke dair bulgu rapor edilmediği için Rusya’nın bu İHA’ları daha çok hava savunma, komuta kontrol ve tepki sistemlerini test etmek amacıyla kullanmış olabileceği değerlendiriliyor.
In this context, the military purpose of the Russian UAVs launched from catapults or specially designed carriers (trucks, lorries, and the like) was to “reconnoiter” the other side. Thanks to the downing of the UAVs, the Russians were able to observe the functioning of radars, the types and numbers of aircraft, takeoff runways, and reporting within the chain of command. In other words, a kind of X-ray study was carried out of Poland’s, and therefore NATO’s, force structure, capacity, and capabilities.
Bu bağlamda katapultlardan veya özel tasarlanmış taşıyıcılardan (kamyon, tır vb.) fırlatılan Rus İHA’larının askeri amacı karşı tarafı “keşfetmek”ti. İHA’ların düşürülmesi sayesinde Ruslar radarların işleyişini, uçakların tip ve sayılarını, kalkış pistlerini ve komuta zincirindeki raporlamayı gözlemleyebildi. Yani Polonya’nın ve dolayısıyla NATO’nun kuvvet yapısı, kapasitesi ve kabiliyetleri hakkında bir nevi röntgen çalışması yapılmış oldu.
On the other hand, for Poland, remaining unresponsive to such a violation is not an option. Poland has probably taken measures for possible violations in accordance with a degree of “secrecy discipline.” Within this framework, cost-effective response options for every kind of scenario that might be encountered should have been prepared in advance. Yet the political panic displayed and the excessive military response reveal that these scenarios had not been thought through sufficiently.
Öte yandan Polonya açısından böyle bir ihlale karşı tepkisiz kalmak bir seçenek değildir. Polonya muhtemelen olası ihlaller için “gizlilik disiplini” derecesine uygun önlemler almıştır. Bu kapsamda karşılaşılabilecek her tür senaryoya dair maliyet etkin yanıt seçenekleri önceden hazırlanmış olmalıydı. Ancak sergilenen siyasi panik ve gereğinden fazla askeri karşılık bu senaryoların yeterince düşünülmediğini ortaya koyuyor.
Defense AnalystSavunma Analisti
What kinds of adjustments should NATO make to air defense and rapid-reaction mechanisms on its eastern flank in order to prevent future UAV violations? Should the permanent deployment of additional air defense elements to Poland and the Baltic countries be considered?
NATO gelecekteki İHA ihlallerini önlemek için doğu kanadındaki hava savunma ve hızlı reaksiyon mekanizmalarında ne tür ayarlamalar yapmalıdır? Polonya ve Baltık ülkelerine kalıcı olarak ilave hava savunma unsurları konuşlandırılması düşünülmeli midir?
In September 2025, 19 Russian UAVs violated Polish airspace, while only a few could be shot down. This violation, a probing attempt by the Kremlin, exposed gaps in low-altitude air defense. NATO scrambled fighter aircraft and launched Operation Eastern Sentry, deploying additional jets to strengthen air defenses on the eastern flank.
Eylül 2025’te 19 adet Rus İHA’sı Polonya hava sahasını ihlal ederken yalnızca birkaçı düşürülebildi. Kremlin’in bir yoklama girişimi olan bu ihlal düşük irtifa hava savunmasındaki açıkları gözler önüne serdi. NATO savaş uçaklarını havalandırdı ve doğu kanadındaki hava savunmasını güçlendirmek üzere ek jetler konuşlandırarak Doğu Nöbeti Operasyonunu başlattı.
NATO’s Integrated Air and Missile Defense (IAMD) concept envisages the allied air defense network operating in an integrated manner. At this point, a stronger Federated Mission Networking (FMN) approach is needed to ensure real-time cross-border coordination. The UAV incidents clearly revealed the need to close low-altitude gaps and increase counter-UAV capabilities. To prevent future violations, NATO should take the following steps: additional early-warning sensors (radars and electronic intelligence systems), advanced SAM batteries, anti-aircraft artillery systems, and anti-drone solutions should be deployed to Poland and the Baltic countries, and these deployments should be based on permanent rotation plans.
NATO’nun Entegre Hava ve Füze Savunma (IAMD) konsepti, müttefik hava savunma ağının bütünleşik şekilde işletilmesini öngörüyor. Bu noktada sınır ötesi anlık koordinasyonu sağlamak için daha güçlü bir “Federasyon Görev Ağı” (Federated Mission Networking, FMN) yaklaşımı gerekiyor. İHA olayları düşük irtifa boşluklarının kapatılması ve anti-İHA yeteneklerinin artırılması gerekliliğini açıkça ortaya koydu. Gelecekteki ihlalleri önlemek için NATO şu adımları atmalıdır: Ek erken uyarı sensörleri (radarlar ve elektronik istihbarat sistemleri) ile gelişmiş SAM bataryaları, uçaksavar topçu sistemleri ve antidrone çözümleri Polonya ve Baltık ülkelerine konuşlandırılmalı ve bu konuşlandırmalar kalıcı rotasyon planlarına dayandırılmalıdır.
To address deficiencies in comprehensive early-warning capabilities, the placement of more low-altitude surveillance radars in Poland and the Baltic countries should be considered. Integrated with NATO’s Air Command and Control System (ACCS), these radars could be supported by civilian air-traffic radars and passive RF sensors to create a denser detection network. Second, for faster rules of engagement, delegating shoot-down authority to local air defense commanders without waiting for approval from higher command levels would ensure that UAVs are neutralized before they penetrate deeply.
Kapsamlı erken uyarı yeteneklerindeki eksiklikleri gidermek için Polonya ve Baltık ülkelerine daha fazla alçak irtifa gözetleme radarı yerleştirilmesi değerlendirilmelidir. NATO’nun Hava Komuta ve Kontrol Sistemi (ACCS) ile entegre edilecek bu radarlar, sivil hava trafik radarları ve pasif RF sensörleriyle desteklenerek daha yoğun bir tespit ağı oluşturabilir. İkinci olarak daha hızlı angajman kuralları için vur emrinin üst komuta kademesinden onay beklenmeden yerel hava savunma komutanlarına devredilmesi İHA’ların derinlemesine sızmadan etkisiz hale getirilmesini sağlayacaktır.
To further strengthen its deterrence and defense posture, NATO should permanently reinforce air defenses on its eastern flank, deploy more elements in Poland and the Baltics, and implement faster reaction protocols. A continuous and layered defense posture, combined with regular exercises and clear rules of engagement, will reassure allies and send Moscow the message that every UAV violation will be met with a rapid and united response.
Caydırıcılığını ve savunma duruşunu daha da güçlendirmek için NATO, doğu kanadındaki hava savunmasını kalıcı şekilde pekiştirmeli, Polonya ve Baltıklarda daha fazla unsur konuşlandırmalı ve daha hızlı reaksiyon protokolleri uygulamalıdır. Sürekli ve katmanlı bir savunma duruşu; düzenli tatbikatlar ve net angajman kurallarıyla birleştiğinde müttefiklere güven verecek ve Moskova’ya her İHA ihlalinin hızlı ve birleşik bir yanıtla karşılanacağı mesajını iletecektir.
Finally, it should also be emphasized that, drawing on its experience in key components developed within the architecture of Turkey’s Steel Dome multilayered air defense system, such as ALP early-warning radars, HİSAR and SİPER air defense systems, electronic warfare, and C4ISR systems, Turkey has the capacity to provide systems and solutions for all the categories of need listed above.
Son olarak Türkiye’nin Çelik Kubbe (Steel Dome) çok katmanlı hava savunma sistem mimarisi kapsamında geliştirdiği ALP erken uyarı radarları, HİSAR ve SİPER hava savunma sistemleri, elektronik harp ve C4ISR sistemleri gibi temel bileşenlerdeki deneyimine dayanarak yukarıda sıralanan tüm ihtiyaç kalemlerine sistem ve çözüm sunabilecek kapasitede olduğu da vurgulanmalıdır.
Beyond military measures, how effective can sanctions and energy-diversification policies be in deterring Moscow from escalating cyber-kinetic hybrid attacks against NATO territory?
Moskova’yı NATO topraklarına yönelik siber-kinetik hibrit saldırıları tırmandırmaktan caydırmada askeri önlemlerin ötesinde yaptırımlar ve enerji çeşitlendirme politikaları ne kadar etkili olabilir?
In fact, it is clear that they are not as effective as expected. To understand this, it is enough simply to look at the EU’s energy imports from Russia since the beginning of the Russia-Ukraine war. Immediately after Russia’s invasion of Ukraine, the EU, the United States, and some of their allies decided to impose sanctions on Russian energy products. The first product targeted was coal. Before the war, the EU imported roughly 50 percent of its hard coal from Russia. Although its share has fallen by about 98 percent since the beginning of the war, it has not fallen to zero, and even in 2024 the total remained above 10 billion euros.
Aslında beklendiği kadar etkili olmadıkları açık. Bunu anlamak için yalnızca Rusya-Ukrayna savaşının başlangıcından itibaren AB’nin Rusya’dan yaptığı enerji ithalatına bakmak yeterli. Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinden hemen sonra AB, ABD ve bazı müttefikleri Rus enerji ürünlerine yaptırım uygulamaya karar verdi. İlk hedef alınan ürün kömür oldu. Savaş öncesinde AB, sert kömürünün yaklaşık yüzde 50’sini Rusya’dan ithal ediyordu. Payı savaşın başından bu yana yaklaşık yüzde 98 azalsa da sıfıra inmedi ve 2024’te bile toplamda 10 milyar avronun üzerinde kaldı.
The second product targeted was oil. The EU banned imports of crude oil in December 2022 and refined petroleum products in February 2023, but only those imported by sea. Even so, Brussels allowed oil imports by pipeline, and European buyers continued to purchase Russian oil by using “shadow” tankers. Oil under embargo was transported through tanker diversions.
İkinci hedeflenen ürün petrol oldu. AB, ham petrol ithalatını Aralık 2022’de ve rafine petrol ürünlerini de Şubat 2023’te yasakladı ancak yalnızca deniz yoluyla ithal edilenler için. Buna rağmen Brüksel boru hattıyla petrol ithalatına izin verdi ve Avrupalı alıcılar “gölge” tankerler kullanarak Rus petrolü almaya devam etti. Ambargo altındaki petrol, tankerlerin yön değiştirmesiyle taşındı.
Natural gas imports and nuclear energy, meanwhile, still have not been placed on the sanctions list by either the EU or the United States. European countries continue to import Russian gas through TurkStream and as liquefied natural gas (LNG). The United States, for its part, imports more than 20 percent of its enriched uranium and plutonium from Russia. In 2024, these imports reached about $624 million, only slightly below the $646 million figure recorded in 2021.
Doğal gaz ithalatı ve nükleer enerji ise hem AB hem de ABD tarafından halen yaptırım listesine alınmadı. Avrupa ülkeleri TürkAkım üzerinden ve sıvılaştırılmış doğal gaz (LNG) olarak Rus gazı ithal etmeye devam ediyor. ABD ise zenginleştirilmiş uranyum ve plütonyumunun yüzde 20’den fazlasını Rusya’dan ithal ediyor. 2024’te bu ithalat yaklaşık 624 milyon dolara ulaştı ve bu rakam 2021’deki 646 milyon dolardan sadece biraz daha düşük.
Russia’s total revenue from fossil-fuel exports since the beginning of the war is above 1.11 billion euros. The amount the EU pays for Russian energy (21.9 billion euros) is still greater than the financial assistance it provides to Ukraine (18.7 billion euros). New sanctions on Russian energy products may be imposed, but buyers in both the EU and the United States will continue to need them so long as what Moscow exports is cheaper and of higher quality.
Rusya’nın savaşın başlangıcından bu yana fosil yakıt ihracatından elde ettiği toplam gelir 1,11 milyar avronun üzerinde. AB’nin Rus enerjisine ödediği miktar (21,9 milyar avro), Ukrayna’ya sağladığı mali yardımdan (18,7 milyar avro) halen daha fazla. Rus enerji ürünlerine yönelik yeni yaptırımlar uygulanabilir ancak hem AB hem de ABD’deki alıcılar, Moskova’nın ihraç ettikleri daha ucuz ve daha kaliteli olduğu sürece bunlara ihtiyaç duymaya devam edecektir.